Roman Türkçe

Kanın Adı

18+ İçerik uyarısı
Kanın Adı

Bölüm 1 – İlk Gece
Yağmur, şehrin üstüne asit gibi yağıyordu. Sokak lambaları sarı, hasta ışıklar saçıyordu. Karanlığın içinde yürüyen adamın adı yoktu. En azından o gece için. Ceketinin altında iki el bıçağı ve bir testere vardı. Teste, kemik kesmek için özel olarak seçilmişti.
İlk ev, şehrin kenar mahallesindeydi. Küçük bir apartmanın zemin katı. Kapıyı zorlamadı. Anahtarı çoktan almıştı. İçeri süzüldüğünde evin kokusu burnuna doldu: yemek, deterjan ve insan teri. Mutfakta bir kadın televizyon izliyordu. Arkasından yaklaştı. Kadın dönmeden önce elini saçlarından yakaladı, başını geriye çekti ve bıçağı boğazına dayadı. Derinlemesine, tek hamlede kesti. Kan, televizyonun ekranına fışkırdı. Kadın hâlâ kıpırdıyordu. Adam bıçağı bir kez daha bastırdı, bu sefer gırtlağı tamamen ayırdı. Kadının başı neredeyse gövdesinden ayrılmıştı. Sadece ince bir deri parçası tutuyordu.
Çocuk odasına geçti. Yedi yaşındaki kız uyuyordu. Adam kapıyı yavaşça kapattı. Kızı yatağından kaldırdı, gözlerini açtırdı. “Anneni gördün mü?” diye sordu. Kız ağlamaya başladı. Adam gülümsedi. Testeyi çıkardı. Önce sol kolu, sonra sağ kolu. Çocuğun çığlıkları evi doldururken testerenin sesi daha baskındı. Kemikler çıtırdayarak kırılıyordu. En sonunda başı ayırdı. Gözleri hâlâ açıktı.
Babayı sona bıraktı. Adam salonda uyanmış, karısının cesedini görmüştü. Koşmaya çalıştı. Bıçak omzundan girdi, göğüs kafesine kadar battı. Adam yere yığıldı. Katil üstüne oturdu, bıçağı çıkarıp tekrar sapladı. On yedi kez. Her seferinde farklı bir açıyla. Akciğer, kalp, karaciğer… Hepsi delik deşikti. Kan, halının desenlerini yok etmişti.
Sabah olduğunda üç ceset vardı. Ama katil gitmişti. Arkasında sadece kırmızı bir iz bırakmıştı.


Bölüm 2 – İkinci Gece
Ertesi gece başka bir mahalle. Bu sefer daha büyük bir ev. İçinde beş kişi. Anne, baba, iki ergen çocuk ve yaşlı bir dede.
Katil önce dedeyi aldı. Yaşlı adamın boğazını yavaşça kesti, kanın damar damar boşalmasını izledi. Sonra ergen kızı. Kızı yatağa bağladı. Bıçağı göğsüne sapladı, aşağı doğru kesti. Kaburgalar açıldı. İç organlarını tek tek çıkardı. Kız hâlâ soluk alıyordu. Son nefesini verdiğinde kalbi elindeydi.
Ergen oğlanı banyoda yakaladı. Duş perdesini çekti, gencin saçından tuttu ve kafasını lavaboya vurdu. Bir, iki, üç… Kafatası çatladı. Beyin parçaları fayanslara yayıldı. Adam testereyi çıkardı ve gencin bacaklarını ayırdı. Kan, duşun deliğinden akıyordu.
Anne ve baba üst kata kaçmaya çalıştı. Katil onları merdivenlerde yakaladı. Önce babayı. Bıçağı karnına sapladı, bağırsaklarını dışarı çekti. Adam hâlâ ayaktaydı, bağırsakları ayaklarına dolanmıştı. Katil gülüyordu. Sonra anneyi. Kadını yere yatırdı, bıçağı vajinasına kadar soktu ve yukarı doğru kesti. Karnı yarıldı. Bebek yoktu ama iç organlar dışarı döküldü. Kadın son ana kadar çığlık attı.
Sabaha karşı ev bir mezbahaya dönmüştü. Duvarlar kırmızıydı. Tavan damlıyordu. Katil, cesetlerin arasında oturmuş, sigara içiyordu. Duman, kan kokusuna karışıyordu.


Bölüm 3 – Üçüncü Gece
Bu sefer bir iş yeri. Gece kulübü. Kapanış saati geçmişti. İçeride on iki kişi kalmıştı: çalışanlar ve birkaç müşteri.
Katil arka kapıdan girdi. İlk olarak güvenlik görevlisini boğdu. Elleriyle. Adamın gözleri patlayana kadar bastırdı. Sonra bıçaklarla işe koyuldu. Dans pistinde iki kadını aynı anda kesti. Bıçaklar boğazlarına girdi, kan fışkırdı. Biri yere düşerken diğerinin kafasını tuttu ve testereyle boynunu ayırdı.
Mutfakta şefi yakaladı. Adamı fırının önüne sürükledi. Kapıyı açtı, şefin kafasını içeri soktu ve kapıyı kapattı. Etin pişme sesi ve çığlıklar birbirine karıştı. Sonra bıçakla şefin kollarını kesti, gövdesini tezgâha yatırdı ve göğsünü açtı. Kalbi hâlâ atıyordu. Katil kalbi eline aldı, ezip yere attı.
Salonun ortasında kalan yedi kişiyi sıraya dizdi. Onlara baktı. “Kim önce ölmek ister?” diye sordu. Kimse cevap vermedi. Katil en öndeki erkeği seçti. Bıçağı gözüne sapladı, sonra diğer gözüne. Adam çığlık atarken karnını yardı. Bağırsaklar aktı. Diğerleri kaçmaya çalıştı. Kapılar kilitliydi. Katil hepsini tek tek kesti. Bazılarının kollarını, bazılarının bacaklarını ayırdı. Bir kadının yüzünü bıçakla soydu. Deri, elinde kaldı.
Sabah olduğunda kulüp bir kan gölüne dönmüştü. Ceset parçaları her yerdeydi. Katil, barın arkasında oturmuş, viskisini yudumluyordu. Camlara yansıyan kendi yüzüne baktı. Gülümsedi.


Bölüm 4 – Dördüncü Gece
Bu sefer bir hastane. Acil servis. Gece nöbeti. İçeride yirmi kişi vardı: doktorlar, hemşireler, hastalar.
Katil asansörden indi. İlk olarak güvenlik kamerasını kırdı. Sonra koridorda yürümeye başladı. İlk hemşireyi yakaladı, bıçağı boğazına dayadı ve kesti. Kan, beyaz önlüğünü kırmızıya boyadı. Doktoru odasında buldu. Adamı sandalyeye bağladı, gözlerini oydu. Parmaklarıyla. Sonra dilini kesti. Doktor hâlâ bağırıyordu. Katil bıçağı karnına sapladı, aşağı doğru kesti. İç organlar sandalyeye döküldü.
Hasta odalarına geçti. Yatalak bir yaşlı kadını yatağında kesti. Bıçağı göğsüne sapladı, kalbine kadar bastırdı. Kadın son nefesini verirken gülümsüyordu. Başka bir odada genç bir adam vardı. Katil onu duvara yasladı, bıçakla boynunu kesti. Kan fışkırdı. Adam yere düşerken katil testereyi çıkardı ve kafasını ayırdı. Kafayı yatağın ucuna koydu. Gözleri hâlâ açıktı.
Yoğun bakımda üç hastayı aynı anda kesti. Tüplerini çekti, bıçakları damarlarına sapladı. Kan, makinelerin üstüne aktı. Alarmlar çaldı ama kimse gelmedi. Katil, koridorda kalan son hemşireyi yakaladı. Kadını yere yatırdı, bacaklarını açtı ve bıçağı soktu. Yukarı doğru kesti. Karnı yarıldı. Kadın son ana kadar çığlık attı.
Sabaha karşı hastane sessizdi. Sadece kanın damlama sesi vardı. Katil, acil servisin ortasında oturmuş, ellerini temizliyordu. Elleri kırmızıydı. Yüzünde hiçbir ifade yoktu.


Bölüm 5 – Beşinci Gece
Bu sefer bir okul. Gece. Kimse yoktu sandı. Ama gece bekçisi vardı. Ve temizlikçi. Ve iki öğretmen.
Katil önce bekçiyi kesti. Boğazını. Kan, koridora aktı. Temizlikçiyi merdivenlerde yakaladı. Adamı itti. Merdivenlerden aşağı yuvarlandı. Kemikler kırıldı. Katil üstüne indi, bıçağı göğsüne sapladı. On kez. Öğretmenleri sınıfın içinde buldu. Birini tahtaya bağladı, gözlerini oydu. Diğerini sıraya yatırdı, bacaklarını ayırdı. Testereyle. Kan, tahtaya sıçradı. Yazılar kırmızıya boyandı.
Katil, okulun bahçesine çıktı. Yağmur hâlâ yağıyordu. Ellerini yağmura tuttu. Kan yıkanıyordu. Ama tamamen temizlenmiyordu. Asla temizlenmeyecekti.


Bölüm 6 – Altıncı Gece
Bu sefer bir apartman bloğu. On iki daire. İçinde otuzdan fazla insan.
Katil, bodrumdan başladı. İlk dairede bir aileyi kesti. Anne, baba, iki çocuk. Çocukları önce. Kollarını, bacaklarını ayırdı. Sonra anne-babayı. Bıçaklarla. Kan, duvarlara sıçradı. İkinci dairede yaşlı bir çift. Onları yatakta kesti. Boğazlarını. Kan, yastıklara aktı. Üçüncü dairede genç bir çift. Kadını bağladı, erkeği izletti. Erkeğin gözlerini oydu. Kadının karnını yardı. İç organlar aktı. Dördüncü dairede üç öğrenci. Hepsini sıraya dizdi, boğazlarını kesti. Kan, halıya aktı.
Katil, kat kat çıktı. Her dairede aynı şeyi yaptı. Kesti. Ayırdı. Parçaladı. Bazılarını canlı canlı kesti. Bazılarını önce boğdu. Bazılarını ateşe verdi. Cesetler birikti. Kan, merdivenlerden aktı. Bodruma kadar indi. Apartman bir mezbahaya dönmüştü.
Sabaha karşı katil çatıya çıktı. Şehre baktı. Yağmur dinmişti. Elleri hâlâ kırmızıydı. Gülümsedi.


Bölüm 7 – Son Gece
Bu sefer kendi evi. Eski evi. Yıllar önce bıraktığı yer. İçeride kimse yoktu. Ama o biliyordu. Geri döneceklerdi.
Kapıyı açtı. İçeri girdi. Eşyalar toz içindeydi. Ama o hatırlıyordu. Annesinin sesini. Babasının elini. Kardeşinin çığlığını.
O gece, yıllar önce, babası onu dövmüştü. Annesi izlemişti. Kardeşi gülmüştü. O gece, o da bıçağı eline almıştı. İlk kez. Babasını kesti. Annesini. Kardeşini. Kan, evi doldurmuştu. O gece doğmuştu.
Şimdi geri dönmüştü. Eski evde oturdu. Bıçakları masaya koydu. Testeyi yanına aldı. Bekledi.
Kapı açıldı. İçeri girenler vardı. Polisler. Gazeteciler. Meraklılar. Hepsi. Katil ayağa kalktı. Gülümsedi.
“Hoş geldiniz,” dedi.
Sonra bıçakları eline aldı.
İlk polisi kesti. Boğazını. Kan fışkırdı. İkinci polisi testereyle. Kafasını ayırdı. Gazeteciyi bıçakla. Karnını yardı. Meraklıları sıraya dizdi. Hepsini kesti. Kan, eski evi yeniden doldurdu. Duvarlar kırmızıya boyandı. Tavan damladı.
Katil, cesetlerin arasında oturdu. Ellerini kanın içinde gezdirdi. Gülümsedi.
“Bu benim evim,” dedi.
Dışarıda sirenler ötüyordu. Ama o dinlemiyordu. Sadece kanın sesini duyuyordu. Damla damla. Sonsuza kadar.
Roman burada biter. Ama katil hâlâ dışarıda. Ve gece henüz bitmedi.

Beğen1 Yorumlara git0
Beğenenleri gör (1)

Buraya kadar okudun

Bu yazıyı sevdin mi? @muhammed_ali_ktr adlı yazara destek olabilirsin.

Yazarı destekle

Yorumlar (0)

Bu işlem için giriş yapmalısın. Giriş yap · Kayıt ol

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.

@muhammed_ali_ktr kaleminden